Yaklaşık yaşamımızın üçte birini uyku içinde geçirmemize rağmen uykunun gerçek işlevini çoğu zaman göz ardı ediyoruz. Oysa uyku, bedenin kendini onarıp yenilendiği, organların hücreler düzeyinde tamir görüp biyolojik dengenin kurulduğu en aktif dönemlerden biridir.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, kalitesiz veya yetersiz uykunun sadece ertesi gün yorgunluğuna neden olmayıp sistemik bir çöküş riski oluşturduğunu belirtiyor. Uyku sırasında beyin gün boyu biriken metabolik atıkları temizlerken, kalp atışları yavaşlıyor ve tansiyon düşüyor. Bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla mücadele için savunma hücrelerini hazırlıyor, hormonlar dengeleniyor ve hücreler hasar görmüş dokuları onarıyor.
Uzman, uzun süreli uykusuzluğun Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların riskini artırabileceğini, kalp krizi ve felç ihtimalini yükselteceğini vurguluyor. Kaliteli uykunun, metabolizmanın düzenlenmesinden cilt sağlığına kadar pek çok alanda hayati rol oynadığını belirten Kırışoğlu, sağlıklı yaşlanmanın temelinin yeterli ve kaliteli uykundan geçtiğini ifade ediyor.






