Tiroit nodülleri dünya genelinde ve ülkemizde yaygın görülen bir sağlık sorunudur. Yetişkin nüfusun yüzde 30 ila 50'sinde saptanan tiroit nodülleri çoğunlukla iyi huylu olmakla birlikte, bazıları büyüyerek nefes darlığı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olabilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir. Bunun temel sebebi hormonal etkiler, özellikle östrojenin tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisi ve otoimün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha sık olmasıdır.
Geçmiş yıllarda hastaları şikayet oluşturan iyi huylu tiroit nodülleri cerrahi tedavi ile ele alınırken, günümüzde gelişen teknoloji ile ameliyatsız yöntemler ön plana çıkmaktadır. Radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi yöntemler seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Bu yöntemlerin en önemli avantajı, birçok hastada tiroit hormonu üretiminin korunması sayesinde ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacını azaltabilmesi veya tamamen ortadan kaldırabilmesidir.
Tiroit nodüllerinin oluşumunda iyot eksikliği başlıca nedenlerden biridir. Genetik yatkınlık, ilerleyen yaş, kadın olmak, boyun bölgesine radyasyon maruziyeti, sigara kullanımı ve Hashimoto gibi otoimün hastalıklar önemli risk etkenleridir. Nodüller çoğu zaman uzun yıllar hiçbir belirti vermediğinden hastaların büyük bölümü onları tesadüfen öğrenmektedir. Hiçbir şikayeti olmayan bireyler için, özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi faydalı olabilmektedir. Boyunda şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, hızlı büyüyen kitle veya ele gelen sertlik durumunda ise mutlaka hekim başvurulması gerekmektedir.
