Vücudumuzda bulunan biyolojik saat, açlık, uyku, tansiyon ve bağışıklık sistemini belirli saatlere göre düzenliyor. Beyindeki "suprakiyazmatik çekirdek" bu saatin merkezi olurken, karaciğer, bağırsak, pankreas ve yağ dokusu gibi organların her birinin kendi iç ritimleri vardır. Bu saatler birbiriyle uyum içinde çalıştığında beden sağlıklı işler.
Gece vardiyasında çalışmak, geç saatlere kadar ekrana bakmak, öğün atlayıp gece yemek yemek veya her gün farklı saatlerde uyumak gibi etkenler vücudun biyolojik saatini bozarak "metabolik jet lag" adı verilen bir duruma neden oluyor. Araştırmalar bu durumun basit yorgunluktan çok daha derin sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Biyolojik saat bozukluğu, kan şekerini düzenleyen mekanizmaları sekteye uğrattığından insülin hassasiyetini azaltıyor ve tip 2 diyabet riskini belirgin biçimde yükseltiyor.
Sağlığın diğer boyutlarına da zarar veren metabolik jet lag, kalp krizi, felç ve ritim bozukluğu risklerini artırıyor. Kronik ritim bozukluğu karaciğerde yağ birikimine, kötü kolesterol düzeyinin yükselmesine ve bağışıklık sisteminin kronik düşük dereceli enflamasyona girmesine yol açıyor. Uzun dönemde bu tablo metabolik sendrom olarak bilinen obezite, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı kombinasyonuna dönüşebiliyor.