Migren yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değil, günlük yaşamı ve iş performansını olumsuz etkileyen nörolojik bir hastalıktır. Kişiyi işlevsiz bırakacak kadar şiddetli olan migren, ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma gibi belirtilerle birlikte seyreder. Genetik yatkınlık zemininde gelişen bu hastalık, toplumda oldukça yaygın görülmekte, yaklaşık her beş kadından birini ve her on erkekten birini etkilemektedir.

Migren tedavisinde ilaçlar önemli bir rol oynamakla birlikte, yaşam biçiminde yapılacak düzenlemeler atakların sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmada etkili olabilir. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Uzmanlar, büyük değişiklikler yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar kazanmanın çoğu zaman daha başarılı sonuçlar verdiğini vurgulamaktadırlar.

Migren ile uyku arasında güçlü bir ilişki bulunmakta, hem yetersiz hem de fazla uyumak atakları tetikleyebilmektedir. Bu nedenle uyku süresinden çok düzenli bir uyku ritmi oluşturmak önemlidir. Migren günlüğü tutmak tetikleyicilerin belirlenmesine ve tedavinin planlanmasına katkı sağlayacağı gibi, sık ağrı kesici kullanımından kaçınılması da gerekmektedir.