Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen "Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri" kapsamında gerçekleştirilen seminerde Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın temel özelliğinin sosyal bir canlı olduğunu ve beynin bu yapıya göre şekillendiğini ifade etti. Doçent, iyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine dikkat çekerek, ilişkileri iyi olan, memnuniyeti yüksek ve yalnızlığı az olan kişilerde Alzheimer'ın daha az görüldüğünü, daha sağlıklı ve uzun yaşandığını belirtti. Buna karşın yalnızlık durumunda erken ölüm, kalp krizi ve demans hastalıkları daha sık meydana geldiğini söyledi.
Prof. Dr. Doğan, eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramlarının ilişkilerde oynadığı role vurgu yaparak, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu açıkladı. Ortak ritimde nefes almak, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bağ oluşturur. Bu mekanizmanın temelinde oksitosinin (sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilinen) yer aldığını, oksitosinin stres hormonu kortizolü azalttığını ve böylece stres düştüğünü, güven arttığını belirtti.
Oksitosin salgısını artırmanın günlük yaşamda basit yolları olduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, minimum 20 saniye süren sarılmaların oksitosin salgıladığını, günde en az üç kez sarılmanın, göz teması kurmanın, yemek masasında telefonu bırakıp birlikte vakit geçirmenin, beraber yemek yapmanın, şarkı söylemenin, dans etmenin, aynı tempoda yürümenin ve toplu ibadetlerin aynı mekanizmayı desteklediğini söyledi. Oksitosin beyin hipotalamus bölgesinde salgılanarak amigdala (beynin erken uyarı ve alarm sistemi) üzerinde etkili olmakta, güvenlik mesajı vererek kaygı ve stresi engellemektedir.
Yalnızlık konusunda yapılan araştırmaları aktaran Prof. Dr. Doğan, 3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizlerin kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını, demans ve kalp hastalıkları riskini yükselttiğini, hatta kronik yalnızlığın günde 15 sigara içmek kadar zararlı olduğunu gösterdiğini ifade etti. Sosyal bağlar aslında kimyasal bir ilactır; sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın olmakta, beyin gelişimi için önemli olan BDNF maddesi artmakta ve nöronlar arası bağlantılar güçlenmektedir. Ayrıca telomer adı verilen ve hücrelerin yaşlanmasını belirleyen yapıların kısalmasını sosyalleşme yavaşlatmaktadır.
