Son yıllarda yaşanan büyük ölçekli depremler sonrasında gayrimenkul sektöründe konut tercihinde yalnızca lokasyon, fiyat ve tasarım değil; yapının mühendislik kalitesi, zemin güvenliği ve depreme dayanıklılığı da belirleyici ana kriterler arasında yer almaya başladı.

Sektör verileri, deprem sonrası dönemlerde "güvenli yapı" vurgusu yapılan projelere olan talebin yüzde 25 ile yüzde 40 arasında arttığını ortaya koyuyor. Yeni nesil projelerde deprem performans analizi, zemin etüdü ve yapı denetim süreçlerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu; bu projelerin aynı segmentteki yapılara göre ortalama yüzde 15-20 daha yüksek değerleme ile piyasaya çıktığı görülüyor. Güvenli yapı sertifikalarına sahip projelerde satış sürelerinin yüzde 30'a kadar daha hızlı gerçekleştiği belirtiliyor.

Artan risk algısı sigorta sistemlerini de doğrudan etkiliyor. Güçlendirilmiş ve yönetmeliklere tam uyumlu yapıların deprem sigortası primlerinde yüzde 10-25 arasında avantaj sağladığı belirtilirken, bu durum yatırımcıların uzun vadeli tercihlerini şekillendiriyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bina kimlik sistemleri, dijital yapı pasaportları ve deprem dayanıklılık skorlarının gayrimenkul fiyatlamasında standart hale gelmesinin beklendiğini ifade ediyor.