Temmuz ayında e-ticaret şirketlerinin sonbahar kampanyaları ve yılın son çeyreğine yönelik depo planlamalarını hızlandırmasıyla birlikte lojistik depolar yeniden yatırımcıların gündemine geldi. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor.

Lojistik depoların değerlemesinde yaşanan değişim, konum ve kapalı alan büyüklüğü ölçütlerinin ötesine geçiyor. Teknik altyapı, mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi ve kat yükseklikleri gibi kriterler depo performansını belirleyen temel unsurlar haline geldi. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları ve tır manevra alanları operasyonel verimlilik açısından önem kazıyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma kapasitesi operasyonel avantaj sağlarken, depo değerine doğrudan yansıyor.

Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla ön plana çıkıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil sertifikasyonlar ve enerji verimliliği standartları, depolar için artık yatırım değerini etkileyen birer kriter haline geldi. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına uyum sağlayabilmesi de yatırım kararlarında belirleyici rol oynuyor.