TEMA Vakfı, 5 Haziran Dünya Çevre Gününde yaptığı açıklamada iklim krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda toplumsal bir adalet meselesi olduğuna dikkat çekti. Vakıf, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması, ormanların ve tarım alanlarının madencilik baskısından korunması ve adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Veriler iklim krizinin eşitsiz etkilerini ortaya koymaktadır. Dünya Eşitsizlik Raporu'na göre küresel nüfusun en zengin yüzde 1'i sera gazı emisyonlarının yüzde 41'inden sorumlu olurken, en yoksul yüzde 50'nin payı yalnızca yüzde 3 düzeyindedir. Dünyanın en zengin yüzde 1'i ise 1,5 derece hedefiyle uyumlu yıllık karbon bütçesini yılın ilk günlerinde tüketmektedir.

Kömürden çıkış iklim krizine karşı kritik öneme sahiptir. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, "Ekolojik etkiler gözetilmeden ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları yeni çevresel sorunlar yaratma riski taşıyor. Dönüşüm, adil geçiş politikasıyla desteklenmelidir" dedi.

Ataç, ormanlar ve tarım alanları üzerindeki artan madencilik baskısını da ele aldı. TEMA Vakfı'nın 2020-2022 yılları araştırmasına göre 29 ilde toprakların yüzde 67'si madenlere ruhsatlandırılmıştır. Ataç, "Doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değil" ifadesini kullanarak, Türkiye'nin kömürden çıkış konusunda somut adımlar atması ve yaşam alanlarını koruyan politikaları güçlendirmesini çağrısında bulundu.