Son araştırmalar, günlük beslenme alışkanlıklarının yalnızca kalori, vitamin ve mineral alımı değil, aynı zamanda hücresel düzeyde metabolizmayla da ilişkili olduğunu gösteriyor. 60 gün boyunca düzenli portakal suyu tüketen sağlıklı bireylerin bağışıklık hücrelerinde, inflamasyon, yağ metabolizması ve kan basıncının düzenlenmesiyle ilgili bazı genlerin çalışma düzeyinde farklılıklar gözlenmiştir.

Gastroenteroloji uzmanları, bu bulguların yanlış yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Gen aktivitesindeki bu değişiklikler, kişinin DNA'sı veya genetik yapısının değiştiği anlamına gelmez. Beslenme, fiziksel aktivite ve çevresel faktörler genlerin ne ölçüde aktif olduğunu etkileyebilir. Portakalın hesperidin gibi flavonoid bileşenleri, inflamasyon ve oksidatif strese karşı etkili olabilir. Ancak uzmanlar, sağlıklı bileşen içermesi bir besinin sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmediğini, porsiyon ve kişisel sağlık durumunun da önemli olduğunu belirtiyor.

Besinlere verilen metabolik tepki kişiden kişiye değişebilir. Vücut ağırlığı, kan şekeri düzeyi, mevcut hastalıklar ve kullanılan ilaçlar bu yanıtı etkileyebiliyor. Araştırmalarda kullanılan tüketim miktarları, doğrudan herkes için günlük beslenme önerisi olarak uygulanmamalıdır. Portakal suyu ile taze portakal arasında beslenme değeri açısından farklar vardır; taze meyve tüketildiğinde posa ve lif alınırken, sıkılmış suyu bu lif kaybeder.