Multiple Skleroz (MS), bağışıklık sisteminin sinir sistemini (beyin ve omurilik) yanlışlıkla hedef alması ve saldırması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Hastalığın en sık başlangıç belirtileri arasında duyusal şikayetler yer almakta olup, bu belirtiler hastaların yüzde 50-70'inde görülmektedir. Uyuşma, karıncalanma, iğnelenme hissi, kum üzerinde yürüme hissi, yanma ve elektriklenme şeklinde kendini göstermektedir. Duyusal belirtilerin ardından gücü kaybı ve görme bozuklukları ortaya çıkmaktadır.

Hastalığın başlangıç yaşı genellikle 29-32 yaş aralığında olup, kadınlarda erkeklere göre 5 yıl daha erken başlamaktadır. Bağışıklık sisteminden kaynaklanan tüm hastalıklarda olduğu gibi, MS'de de kadınlar erkeklere göre daha sık etkilenmektedir. Kadın-erkek oranı yaklaşık 1.77:1 olup, kadınlarda hastalık iki kat daha yüksek görülmektedir. Hastalık sosyoekonomik düzeyi yüksek kişilerde daha yaygın iken, kırsal bölgelerde daha nadirdir.

Genetik yatkınlık MS gelişiminde önemli rol oynamakla birlikte, hastalık yalnızca genetik değildir. Tek yumurta ikizlerinde MS'in görülme sıklığı yüzde 24 iken, farklı yumurtalardan doğan ikizlerde bu oran yüzde 2,4'tür. Bağışıklık sisteminin dengesizliğine neden olabilecek çeşitli virüsler (Epstein Barr, herpes simpleks, insan herpes virüsü-6) tetikleyici faktör olarak düşünülmektedir. Hastalığın coğrafi dağılımı dikkat çekici olup, Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya'da daha sık görülmektedir.

MS tedavisinde atak dönemlerinde kortizon kullanılmaktadır. Kortizon tedavisi, atakaların kutsal ilacı olarak kabul edilen ve ilk birkaç gün içinde etkili sonuç veren tedavidir. 1993 yılından itibaren ise hastalığın seyrini değiştiren koruyucu ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu ilaçlar, atak olsun olmasın sürekli kullanım gerektiren ve bağışıklık sisteminin dengesini sağlamaya çalışan tedavilerdir. Tamamlayıcı tedavi olarak diyet, egzersiz, yoga ve yaşam düzeninde değişiklikler önerilmektedir.