Klinik Psikolog Buse Aslan, melankolinin günümüzde kişinin duygusal eğilimi, mizacı ve dünyayı algılama biçimiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Melankolik bireylerin duyguları daha derin yaşadıklarını, geçmişi sık düşündüklerini ve olaylara daha anlamlı bakma eğiliminde olduklarını aktaran Aslan, bazı kişilerin mutluluk ve hüznü aynı anda yaşayabildiğini söylüyor. Bunun nedeni çoğu zaman hayatın geçiciliğini daha yoğun hissetmeleridir.
Aslan, melankoli ile depresyonun birbirinden farklı olduğunu vurguluyor. Depresyon klinik bir ruh sağlığı sorunu olarak tanımlanırken, melankoli daha çok kişilik yapısıyla ilişkilidir. Melankolik kişiler hüzünlü olsalar bile hayattan zevk alabilmekte, sosyal ilişkilerini sürdürebilmekte ve geleceğe dair düşünmeye devam edebilmektedir. Depresyonda ise belirgin isteksizlik, zevk alamama, enerji kaybı ve umutsuzluk ön plandadır.
Melankolik kişiler geçmişi sadece hatırlamaz, aynı zamanda anlamlandırırlar. Geçmiş, onlar için kimliklerini oluşturan bir hikâye gibidir. Ancak sürekli "geçmiş daha iyiydi" düşüncesi bugünü yaşamayı zorlaştırıyorsa, bu durum dengesiz hale gelebilir. Önemli nokta, melankolinin kişinin yaşam işlevselliğini ne ölçüde etkilediğidir. Günlük hayatı bozmadığı sürece, çoğu zaman kişiliğin bir parçası olarak görülür.






