Günlük yaşamda çoğu kişi kemik sağlığını ancak bir kırık veya ağrı yaşadığında düşünmeye başlıyor. Kemikler yıllar boyunca sessizce değişim gösteren canlı dokular olup, ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı ve dengesiz beslenme gibi faktörler kemik yapısında fark edilmeden gelişebilen değişikliklere yol açabiliyor. Op. Dr. Hakan Özer, kemik yoğunluğunun yalnızca ileri yaş grubunu ilgilendiren bir konu olmadığını, kemik kaybının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek, birçok kişinin kemik yoğunluğundaki azalmayı ancak bir düşme sonrası oluşan kırık ile fark edebildiğine dikkat çekiyor.

Toplumda kemik erimesinin yalnızca ileri yaşlardaki kadınlarda görüldüğü şeklinde yaygın bir inanış bulunsa da, uzmanlar kemik yoğunluğunu etkileyen faktörlerin yaş ve cinsiyetle sınırlı olmadığını vurguluyor. Hareketsizlik, sigara kullanımı, yetersiz beslenme, bazı kronik hastalıklar ve yaşam tarzı faktörleri kemik sağlığını etkileyebiliyor. Özellikle hızlı kilo kaybı dönemlerinde yalnızca tartıdaki değişime odaklanılmaması gerektiği, kilo verme sürecinde yeterli protein alımı, düzenli fiziksel aktivite ve kas kütlesinin korunmasının önem taşıdığı belirtiliyor.

Kemik sağlığını destekleyen başlıca alışkanlıklar düzenli fiziksel aktivite yapmak, günlük yaşamda hareketliliği artırmak, dengeli ve çeşitli beslenmek, kalsiyum ve D vitamini içeren besinlere yeterli düzeyde yer vermek, yeterli protein tüketmek, sigara ve aşırı alkol kullanımından uzak durmak ve güneş ışığından uygun şekilde yararlanmak olarak sıralanıyor. Kemik kütlesinin önemli bölümü çocukluk ve genç erişkinlik döneminde kazanıldığından, kemik sağlığına yapılacak yatırımlar genç yaşlarda başlamalıdır.