IFOS 2026'de Vestibüler Tanı Odak Noktası
Dünyaca ünlü çıkamalar içerisinde bahçem Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülce Kirazlı baş dönmesinin sadece iç kulak kaynaklı sorunlarla sınırlı olmadığını belirterek, nörolojik, sistemik ve psikolojik etkenlerle de ilişkili olabileceğini vurgulamıştır. Bu nedenle değerlendirme sürecinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasının önemi vurgulanmıştır.
Demant'ın Kongre Katılımı ve Sunum Konuları
XXIII. Dünya Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi (IFOS 2026), 28 Ekim 2026'de İstanbul'da gerçekleştirilmiş, dünyanın farklı ülkelerinden uzmanlar bir araya gelmiştir. Kongrede 7.000'in üzerinde katılımcı yer almıştır.
Demant, Türkiye ekibi ve küresel organizasyonundaki uzmanları ile işitme, baş dönmesi ve denge bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılan tanı teknolojilerini sağlık profesyonelleriyle buluşturmuştur.
Sempozyumlar ve Sunum Başlıkları
Kongrede düzenlenen sempozyumlarda aşağıdaki konular ele alınmıştır:
- Geniş Bant Timpanometride (WBT) Etkin Uygulama Yaklaşımları (Grason-Stadler Klinik Eğitim Müdürü Laura Prigge tarafından sunulmuştur)
- Çocukluk Çağı İşitme Taramaları (Maico Ürün Müdürü Ecem Savaş tarafından sunulmuştur)
Tanı Teknolojilerinin Klinik Uygulaması
Demant Diagnostik bağlı kuruluşları GSI, Inventis ve Maico markaları temsilcileri ile küresel ekiplerin katılımıyla işitme ve vestibüler sağlık alanındaki güncel gelişmeler, tanısal yaklaşımlar ve teknolojinin klinik uygulamalardaki rolü üzerine bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirilmiştir.
Vestibüler Bozuklukların Tanısının Önemi
Baş dönmesi ve denge bozuklukları, günlük yaşamı etkileyen ancak nedenleri her zaman kolaylıkla belirlenemeyen sağlık sorunlarıdır. Farklı belirtilerle ortaya çıkabilen vestibüler bozuklukların doğru değerlendirilmesi, uygun tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin planlanması açısından önem taşımaktadır.
Multidisipliner Yaklaşımın Gerekliliği
Kongrede, baş dönmesinin içsel kulak kaynaklı olabileceği kadar nörolojik, sistemik veya psikolojik etkenlerle de ilişkili olabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle değerlendirme sürecinde farklı uzmanlık alanlarının koordineli bir şekilde çalışmasının tedavi sonuçlarını iyileştireceği vurgulanmıştır.






