COP31 öncesinde iklim riskleri ön plana çıkıyor
Türkiye'nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde, iklim risklerinin ekonomik ve operasyonel etkileri işletmelerin gündeminin başına gelmiş bulunuyor. Ekim ayında İstanbul'da yaşanan şiddetli yağışlar ve seller, afetlere hazırlığın hayati önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu bağlamda Allianz Türkiye, işletmelerin iklim risklerine uyum sağlaması ve iş sürekliliği planlarını güçlendirmesinin kritik olduğu mesajını veriyor.
Allianz raporunun ana bulguları
Allianz Commercial'ın "Business Interruption Claims: Trends and Developments in Corporate Insurance Losses" başlıklı raporu, Ocak 2021–Aralık 2025 döneminde 7.888 sigorta sektörü iş kesintisi hasar dosyasını ve yaklaşık 6,74 milyar euroluk hasar tutarını incelemiştir. Analiz, işletmelerin faaliyetlerinin kesintiye uğramasının maliyetini ortaya koymakla birlikte risk yönetimi ve iş sürekliliği planlamasına dair kritik veriler sunmaktadır.
Doğal afetler iş kesintisinin ana nedeni
Rapora göre doğal afetler, incelenen iş kesintisi hasarlarının toplam değerinin yüzde 34'ünü oluşturarak maliyet bakımından ikinci sırada yer almaktadır. Hasar dosyalarının sayısı açısından ise yüzde 26'lık payla en sık karşılaşılan neden olarak öne çıkmaktadır. Sel, fırtına, dolu ve orman yangınları gibi olaylar:
- İşletmelerin tesislerinde fiziksel hasara yol açmakta
- Üretim süreçlerini kesintiye uğratmakta
- Lojistik faaliyetlerini ve tedarik zincirlerini etkilemekte
- Kritik altyapılara erişimi sınırlandırmaktadır
Ortalama hasar maliyeti endişe verici düzeyde
Rapordaki önemli bir bulgu, ortalama iş kesintisi hasarının 850 bin euroyu aşmasıdır. Bu tutar, ilişkili ortalama fiziksel hasar tutarından yaklaşık yüzde 70 daha yüksektir. Ayrıca ortalama iş kesintisi hasarının değeri, son iki yılın her birinde yıllık bazda yüzde 30'dan fazla artmıştır. Bu veriler, hasar gören varlıkların onarılmasının toplam kaybı açıklamak için yeterli olmadığını göstermektedir.
Üretimin durdurulması, teslimatların gecikmesi, alternatif tedarik arayışları ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için gereken süre, ekonomik sonuçları belirlemede önemli rol oynamaktadır.
Yangın ve patlamalar en yüksek maliyeti oluşturuyor
İş durması hasarlarında en yüksek maliyet kalemi yangın ve patlamadır. İncelenen hasarların toplam değerinin yüzde 40'tan fazlası bu nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu bulgu, işletmelerin dayanıklılık yaklaşımının yalnızca iklim kaynaklı tehlikeleri değil, faaliyetleri kesintiye uğratabilecek farklı riskleri de kapsaması gerektiğini göstermektedir.
Afet riskinin zincirleme etkileri
Bir işletmenin karşılaştığı riskin etkisi, yalnızca olayın gerçekleştiği noktadaki hasarla sınırlı kalmamaktadır. Örneğin şiddetli yağış ve sel, bir üretim tesisindeki kritik ekipmanları etkileyerek üretimin durmasına neden olabilir. Tesis yeniden faaliyete geçse bile:
- Tedarikçinin üretim yapamaması
- Lojistik hatlarının aksaması
- Gerekli malzemelere zamanında ulaşılamaması
Bu faktörler toparlanma sürecini önemli ölçüde uzatabilir. Benzer şekilde yangın, deprem ve diğer afetler de işletmelerin faaliyetlerini, çalışanlarını, tedarikçilerini ve müşterilerine karşı yükümlülüklerini etkileyebilmektedir.
Allianz'ın önerisi: İş sürekliliği planlaması
Bu nedenle işletmelerin kritik varlıklarını ve bağımlılıklarını önceden belirlemesi, alternatif üretim yöntemlerini planlayması, tedarik zincirindeki riskleri değerlendirmesi ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için senaryolar hazırlaması önem taşımaktadır. COP31 öncesinde Allianz, iklim risklerine karşı dayanıklılık ve iş sürekliliği planlamasının işletmeler için artık zorunlu hale geldiğini vurgulamaktadır.






