Kederin, sevilen birini ya da kişi için anlam taşıyan herhangi bir şeyi kaybetmede verilen doğal ve sağlıklı bir psikolojik tepki olduğu belirtildi. Uzmanlar, yas duygusunun yalnızca ölümle değil, boşanma, iş kaybı, hastalık, göç ya da gelecek hayallerinin yıkılması gibi önemli kayıpların ardından da yaşanabildiğini söyleyip, yas tutabilmenin bağ kurabilme kapasitesinin bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.

Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, yas sürecinin doğrusal ilerlemediğini, kişinin bazı günler kendini iyi hissederken bazı günler kaybı yeniden ilk günkü kadar yoğun yaşayabileceğini vurguladı. Toplumda bilinen "yasın beş evresi" modelinin (inkâr, öfke, pazarlık, depresif duygulanım, kabullenme) güncel psikoloji araştırmalarında her bireyin bu evreleri aynı sırayla yaşamadığı ortaya konulduğu ifade edildi.

Yasın belirli bir son tarihi olmadığına dikkat çeken Tunçel, bastırılan duyguların ortadan kaybolmadığını, sadece ifade biçimini değiştirdiğini söyledi. Aylarca devam eden yoğun işlev kaybı, sosyal ilişkilerin sona ermesi, intihar düşüncelerinin ortaya çıkması gibi belirtilerin ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.