Toplumda yaygın olarak görülen horlama, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendirilse de aslında ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir. Özellikle gece boyunca nefes durmalarıyla seyreden uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri olan horlama, farkında olmadan sağlığı tehdit edebiliyor. Uyku sırasında üst solunum yollarındaki kasların gevşemesi sonucu hava yolunun daralmasıyla ortaya çıkan horlama, vücudun yeterli oksijen alamadığını gösteren önemli bir bulgudur. İleri yaş, kilo artışı ve yaşam tarzına bağlı faktörlerle görülme sıklığı artan bu sorun, yalnızca kişinin değil aynı ortamı paylaştığı aile bireylerinin de uyku kalitesini bozuyor.\n\nUyku apnesi bulunan kişiler gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabilir. Bu durum boğulma hissiyle uyanma, çarpıntı, gün içinde aşırı uyku hali, sinirlilik, depresif ruh hali ve sabah baş ağrısı gibi belirtilere yol açabiliyor. Tedavi edilmediğinde yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, felçe, tip 2 diyabet ve ani ölüm riskini artırabiliyor.\n\nHastalığın tanısında uyku laboratuvarında gerçekleştirilen polisomnografi (uyku testi) en önemli yöntemdir. Tedavi yöntemi hastaların şiddetine göre değişmekle birlikte, hafif ve orta dereceli vakalarda kilo verme, yaşam tarzı değişiklikleri ve ağız içi aparatlar kullanılabiliyor. Anatomik darlıkların ön planda olduğu ağır vakalarda ise lazer, radyofrekans veya cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.