Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok dikkat çekici bir sağlık paradoksunun yaşanıyor. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarında olurken, ülkemizde bu sınır 62'ye gerilemesi, tıp dünyasında "erken yorulan kalpler" alarmının verilmesine yol açıyor.

Türkiye'de yaklaşık 2.7 milyon kişi kalp yetersizliğiyle yaşıyor. Genel toplumda görülme sıklığı yüzde 2-3 seviyesindeyken, 70 yaş sonrasında bu oran yüzde 10'a çıkıyor. Nüfusumuz yaşlandıkça bu oranın daha da artacağı öngörülüyor. Kalp yetersizliği, yüksek tansiyon, koroner arter hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve diyabet gibi birçok sağlık sorununun uzun vadeli hasarından sonra gelişebiliyor.

Genç kuşakta artan kalp problemleri, dijital yaşamın stresi, düzensiz uyku, aşırı enerji içeceği tüketimi, elektronik sigara ve aşırı tuzlu gıda tüketimi ile bağlantılı. Kalbin verdiği nefes darlığı, çabuk yorulma ve bacaklarda şişlik gibi sinyallerin fark edilmesi ve erken teşhis, hastalığın ilerlemesini durdurmanın ilk adımı olarak vurgulanıyor.