Türkiye'nin Kasım 2026'da ev sahipliği yapacağı COP31 konferansı öncesinde, iklim değişikliğinin etkileri gündeme geldi. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu vurguladı. Adiller, iklim değişikliğinin tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına ve ekonomiye kadar geniş bir alanda etkili olduğunu belirtti.
Adiller'e göre Türkiye yer alan Akdeniz Havzası iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biridir. Son yıllarda su kaynaklarının azalması, yağış rejimlerinin değişmesi, yaygın orman yangınları ve şiddetli kuraklık ile seller bu etkiyi göstermektedir. Devlet Su İşleri verilerine göre kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2000 yılında 1.652 metreküpken 2020'de 1.346 metreküpe düşmüştür. Aynı hızla devam etmesi halinde 2050'li yıllarda bu miktar su fakiri ülkeler sınırı olan 1.000 metreküpün altına ineceği uyarısında bulundu.
Adiller, radikalYalnızca eylemsizlikle geçen her yılın riski arttırdığını, 10 yılın iklim değişikliğinin etkilerini görmek için çok kısa bir zaman dilimi olduğunu söyledi. Adımlar atılmadığı takdirde, 30-50 yıl sonra ülkemizin su ve gıda kıtlığı, ciddi ekolojik kayıplar ve yoğun iç göçlerle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması, ülkenin sıfır atık projesi ve dayanıklı şehirler kavramı gibi önemli konuları dünya ile paylaşması için tarihi bir fırsat yaratacağını ekledi.