Ağustos ayında e-ticaret şirketlerinin sonbahar ve yılın son çeyreğine yönelik depo planlamalarını hızlandırmasıyla birlikte lojistik depolar yeniden yatırımcıların gündemine geldi. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor.

Lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterler değişti. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yükseklikleri, yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları ve tır manevra alanlarının yeterliliği depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor.

Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. Depoların mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına uyum sağlayabilmesi, yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geldi.