Eleştirinin doğru kullanıldığında bireysel gelişimi destekleyen önemli bir iletişim aracı olduğunu belirten Klinik Psikolog Sena Kalaz, odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerektiğini vurguladı. Kalaz, "sen dikkatsiz bir insansın" gibi ifadeler yerine "bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış, bunları birlikte göz önüne geçirebiliriz" demenin aynı sorunu ifade ettiğini ancak kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olmadığını açıkladı.

İnsan beyninin kimliğine yönelik tehditleri fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabildiğine dikkat çeken Kalaz, kişiliğe yönelik olumsuz ifadelerin utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetiklediğini belirtti. Bu tür eleştiriler kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına yol açıyor. Buna karşılık davranış odaklı geri bildirim, değiştirilebilir bir durumu işaret ettiği için bireyde "ben kötü bir insanım" yerine "bu davranışımı farklı yapabilirim" düşüncesini destekliyor.

Kalaz, insanların çoğu zaman öfke ve hayal kırıklığı gibi yoğun duygular yaşadığında tek bir davranıştan yola çıkarak kişiyi "sorumsuz", "bencil" ya da "tembel" olarak etiketleme eğilimi gösterdiğini sözlerine ekledi. Çocukluk döneminde maruz kalınan iletişim biçimlerinin de bu alışkanlığı pekiştirdiğini belirten psikolog, sağlıklı eleştirinin empati, saygı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yapılması gerektiğinin altını çizdi.