Klinik Psikolog İpek Erol, kişinin kendine iltifat etmesinin özsaygı ve psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkilerini açıklarken, bunun sanıldığından daha karmaşık bir süreç olduğunu belirtiyor. Erol, "Öz-onaylama" olarak adlandırılan bu yaklaşımın, kişinin kendisini abartılı biçimde övmesi anlamına gelmediğini, bunun yerine kendi değerlerini, güçlü yönlerini ve yaşamdaki anlamlı rollerini hatırlayabilme becerisi olduğunu vurguluyor.

İnsan eleştirildiğinde, başarısız olduğunda ya da zorlayıcı yaşam olaylarıyla karşılaştığında benlik algısı sarsılabiliyor. Erol, kişinin yalnızca eksiklerine değil, sahip olduğu değerlere de bakabildiğinde psikolojik dengesini korumasının kolaylaştığını ifade ediyor. Başarı kadar emek, sabır ve yeniden deneme cesareti de benlik algısını güçlendiriyor; kişiler kendilerini yalnızca hataları ya da sonuçları üzerinden değerlendirmemesi gerekiyor.

Araştırmalar, kişinin kendisiyle kurduğu dil değiştiğinde olayları değerlendirme biçiminin de değişebildiğini gösteriyor. Gerçekçi ve olumlu kendi değerlendirmeleri yapıldığında ödül sistemiyle ilişkili beyin bölgelerinde aktivite artıyor, duygu düzenleme süreçlerinde görev alan prefrontal bölgeler daha etkin çalışıyor ve stres karşısında savunucu tepkiler azalabiliyor.