Meme Kanseri Kadınlarda En Sık Görülen Kanser Türlerinden Biri

Meme kanseri, kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Dünyada her yıl 2,3 milyondan fazla kadını etkileyen hastalık, Türkiye'de de 25 binden fazla yeni vaka görülmektedir. Süt bezlerini veya süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bu hastalık, hem dünyada hem de Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürmektedir. Son 50 yılda meme kanseri görülme sıklığında belirgin bir artış yaşanırken, tanı konulan hastaların yaş dağılımında da değişimler dikkat çekmektedir.

Erken Belirtileri Tanımak Hayat Kurtarabilir

Meme kanserinde belirtilerin erken fark edilmesi, tanı sürecinin gecikmemesi açısından hayati önem taşımaktadır. Dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlardır:

  • Memede veya koltuk altında ele gelen sertlik, yumru ya da şişlik
  • Meme başında içe çekilme, şekil değişikliği, akıntı veya yara oluşması
  • Meme cildinde kızarıklık, çöküntü, şişlik, yara ya da portakal kabuğu görünümü
  • Memenin boyutunda veya iki meme arasındaki simetride değişiklik

Memede ele gelen her kitlenin kanser anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Fibroadenom ve kist gibi iyi huylu meme hastalıkları da kitle veya sertlik şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Ancak daha önce bulunmayan yeni bir kitle, geçmeyen kızarıklık veya olağan dışı meme başı akıntısı fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.

Risk Faktörleri Nelerdir?

Meme kanserinde yaş, genetik yatkınlık ve yaşam boyu östrojene maruz kalma süresi önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. 12 yaşından önce adet görmeye başlamak, 55 yaşından sonra menopoza girmek, hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumunu 35 yaşından sonra gerçekleştirmek riski etkileyebilen faktörler arasındadır.

Menopoz sonrasında uzun süreli hormon tedavileri, ailede meme kanseri öyküsü ve özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bazı mutasyonlar da risk değerlendirmesinde önem taşımaktadır. Daha önce meme kanseri geçirmiş olmak ve memede atipik hiperplazi bulunması ise hastalık geliştirme riski açısından dikkate alınması gereken durumlardan biridir.

Yaşam tarzı da risk üzerinde etkili olabilmektedir. Özellikle menopoz sonrasında obezite, alkol kullanımı ve hareketsiz yaşam meme kanseri riskiyle ilişkilendirilmektedir. Sigara kullanımı ve beslenme alışkanlıkları da genel sağlık ve kanser riskinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken unsurlar arasındadır.

Bununla birlikte, risk faktörlerinin bulunmaması meme kanseri gelişmeyeceği anlamına gelmemektedir.

Tanıda Görüntüleme Yöntemleri Önem Taşıyor

Meme kanserinin tanısında fizik muayene, radyolojik görüntüleme ve gerekli durumlarda biyopsi temel yöntemleri oluşturmaktadır. Mamografi, düşük doz röntgen ışını kullanarak meme dokusunu değerlendirmekte; özellikle taramalarda ve mikrokalsifikasyonların saptanmasında önemli rol oynamaktadır.