Kadın kalbi erkek kalbiyle benzer yapıya sahip olsa da, boyut ve damar yapısı bakımından önemli farklılıklar bulunuyor. Kadınların kalbi erkeklere göre daha küçük, damarları ise daha ince olabiliyor. Bu durum özellikle müdahale işlemlerinde zorluk yaratıyor. Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alırken, kadınlarda kalp krizi sonrası ölüm riski erkeklere göre daha yüksek olabiliyor.
Östrüjen hormonunun koruyucu etkisi menopoza kadar kadınları kardiyovasküler hastalıklara karşı korur. Ancak menopozla birlikte bu koruma azalarak kalp-damar hastalıkları riski artmaya başlar. Erkeklerde daha erken görülen koroner arter hastalığı kadınlarda genellikle menopoz sonrası ortaya çıkıyor. Gençlik ve orta yaş kadınlarda da kalp krizi sonrası ölüm riskinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. 2011-2022 verilerine göre, 18-54 yaş grubunda ilk kalp krizi sonrası hastane içi ölüm oranı kadınlarda %3,1 iken erkeklerde %2,6'dır.
Kadınlarda kalp krizinin belirtileri erkeklerde sık görülen göğüs ortasında baskı tarzı ağrıdan farklı olabilir. Nefes darlığı, alışılmadık yorgunluk, bulantı-kusma, sırt veya çene ağrısı, baş dönmesi, soğuk terleme ve mide rahatsızlığı gibi semptomlar kalp hastalığının habercisi olabilir. Duygusal stres, gebelik ve emzirme döneminde spontan koroner arter diseksiyonu gibi nadir ancak ciddi durumlar da ortaya çıkabilir. Efor sırasında tekrarlayan göğüs baskısı, yeni başlayan nefes darlığı, açıklanamayan çarpıntılar veya belirgin yorgunluk gibi şikayetlerde kardiyolog değerlendirmesi gereklidir.






