Yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle beraber çocukların bu teknolojilerle tanışma yaşı giderek düşüyor. Eğitsel uygulamalar ve akıllı asistanlar öğrenme süreçlerine katkı sağlayabilse de, gelişim dönemine uygun olmayan veya kontrolsüz kullanım çeşitli riskleri beraberinde getiriyor.
Psikiyatri uzmanları, yapay zeka kullanımının çocukların yaşına ve gelişim düzeyine göre farklı etkiler oluşturabileceğini belirtiyor. Erken çocukluk döneminde çocukların en önemli öğrenme kaynağı gerçek yaşam deneyimleridir. Oyun oynamak, akranlarıyla iletişim kurmak ve çevreyi keşfetmek sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimin temel unsurlarıdır. Son yıllardaki bilimsel çalışmalar, özellikle yaşamın ilk yıllarında yoğun ekran maruziyetinin ilerleyen yaşlardaki dikkat, çalışma belleği ve akademik becerilerle ilişkili olabileceğini göstermektedir.
Okul öncesi dönem (2-6 yaş) çocuklarda gerçeklik algısı ve empati gelişimi açısından kritik bir evreldir. Bu yaş grubundaki çocuklar dünyayı duyu organlarıyla öğrenirken, sesli komut sistemleri ve konuşan yapay zekalı oyuncaklar çocuk tarafından canlı bir varlık olarak algılanabilir. Komut odaklı dijital etkileşimler ise akran ilişkilerinde hırçınlaşma ve empati gelişiminde aksamalara neden olabilir. İlkokul döneminde ise yapay zekanın sunduğu bilgilerin mutlak doğru kabul edilme eğilimi, hatalı veya uydurma bilgilerle gerçeklik arasında fark yaratabilir.






