Siyaset Bilimci Dr. Fehmi Ağca, Mekke Savunma Anlaşması'nın Ortadoğu'daki güvenlik dengelerinde önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Anlaşmaya göre Türkiye'nin askeri ve savunma sanayii kapasitesi, Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı ve Suudi Arabistan'ın finansal gücü aynı güvenlik mekanizması içerisinde buluşuyor. Ağca, bu birleşmenin Doğu Akdeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan eksende kolektif caydırıcılık hedeflendiğini söylüyor.
Ağca, anlaşmayı "gecikmiş bir girişim" olarak nitelendirerek, özelleştirilmiş bir ortak hava savunması, istihbarat paylaşımı, savunma sanayii projeleri ve düzenli tatbikatların gerçekleştirilmesi durumunda bunun gerçek bir kolektif savunma mekanizmasına dönüşebileceğini belirtiyor. Anlaşmanın en önemli sonuçlarından birinin Basra Körfezi güvenliğinin yalnızca ABD tarafından sağlanan garantilerden kurtulması olabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye açısından stratejik önemini vurgulayan Ağca, anlaşmanın NATO içindeki konumunu korurken bölgeden kaynaklı güvenlik risklerine karşı ilave bir savunma sistemi kurmayı amaçlayan stratejik bir girişim olduğunu söylüyor. Ankara'nın bu yakınlaşmasının, Türkiye'yi bölgede barış ve güvenliğin sağlanmasında daha etkin bir aktör haline getireceğini ifade ediyor.






